enflasyonemeklilikötvdöviztümkiadonikişubatdulkadiroğluhaberedenedelerdiyarıkahramanmaraşmaraş habermaraşhaberkahramanmaraşhaberkahramanmaraş haber
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
°C
İstanbul
°C
°C
°C
°C
°C

Riskler Biliniyor, Önlemler Artırılmalı!

Riskler Biliniyor, Önlemler Artırılmalı!
06.02.2026 15:49
17
A+
A-

Kahramanmaraş İnşaat Mühendisleri Odası Basın Açıklaması

On binlerce yurttaşımızı yitirdiğimiz, 11 ilde yaklaşık 40 bin binanın, Kahramanmaraş’ta ise 7 bin 491 binanın yıkıldığı, 200 binden fazla yapının ağır hasar aldığı 6 Şubat depremlerinin yıl dönümünde, kaybettiklerimizi saygıyla anıyoruz.
Geride kalanlara karşı sorumluluğumuzun bilinciyle ve ülkemizin güvenli geleceği için bu tarihi yalnızca bir anma günü olarak görmüyor; depremlerin üçüncü yılında, ihmallerin, yanlış tercihlerin ve görmezden gelinen gerçeklerin ağır sonuçlarını bir kez daha hatırlatma gereği duyuyoruz.

Altını çizerek ifade etmek gerekir ki Türkiye’de deprem “beklenmedik” bir doğa olayı değildir. Ne zaman, nerede ve ne büyüklükte olacağı kesin olarak bilinmese de öngörülebilir ve etkileri büyük ölçüde azaltılabilir bir gerçektir.
Yıkımın büyüklüğü, depremin şiddetinden çok; yapı üretiminin kalitesi, denetimin niteliği ve risk azaltma politikalarıyla doğrudan ilişkilidir. Aynı büyüklükteki depremlerin farklı ülkelerde bu ölçekte yıkıma ve can kaybına yol açmaması, sorunun doğada değil, insan eliyle yaratılan zaaflarda olduğunu açıkça göstermektedir.

Ülkemizde orta büyüklükte sayılabilecek depremlerde bile büyük yıkımlar yaşandığı bilinmektedir. Nitekim geçtiğimiz yıl Balıkesir Sındırgı’da 10 Ağustos ve 27 Ekim tarihlerinde meydana gelen 6,1 ve 6,0 büyüklüğündeki depremler sonucunda, toplam 729 binadaki 1.036 bağımsız bölüm ağır hasarlı veya yıkık olarak tespit edilmiştir.

Yine 23 Nisan’da Silivri açıklarında meydana gelen 6,2 büyüklüğündeki deprem, başta İstanbul olmak üzere Marmara Bölgesi’nde yaşayan yurttaşlarımızda büyük endişe yaratmıştır. Depremin ardından iletişim ağlarının çökmesi, toplanma alanlarının ve acil ulaşım yollarının yetersizliği, olası büyük bir depremde yaşanacaklar konusunda iyimser olmayı ne yazık ki güçleştirmiştir.

Bugün gelinen noktada Türkiye’deki yapı stokunun önemli bir bölümünün hâlâ yüksek deprem riski altında olduğu bir sır değildir. Yapı stokunun büyük kısmının 2000 yılı öncesi inşa edilmiş olması; yanlış zemin seçimleri, hatalı kat rejimleri, imar affı düzenlemeleriyle mevzuata aykırı eklentiler ve mühendislik hizmeti almamış kaçak yapılar riski daha da artırmaktadır.

TBMM Kahramanmaraş Depremleri Araştırma Komisyonu’nun 2023 tarihli raporunda, ülke genelinde 6–7 milyon konutun acilen dönüştürülmesi gerektiği belirtilmiştir. Buna rağmen, hâlâ bütüncül ve kamuoyuna açık bir yapı envanteri oluşturulamamış, hangi kentte kaç yapının riskli olduğu net biçimde ortaya konmamıştır.

Beklenenin ve yönetmeliklerin çok üzerinde gerçekleşen 6 Şubat depremlerinde Kahramanmaraş’ta 239 bin 159 binanın 7 bin 491’i (%3,2) yıkılmıştır. Yıkılan binaların %96’sı 2000 yılı öncesinde inşa edilmiştir. Bu veri son derece açıktır: Yıkım, büyük ölçüde riskli olduğu bilinen yapı stokunda yoğunlaşmıştır.

Ne yazık ki bu süreçte meslektaşlarımız hedef gösterilmiş, yıkımların sorumluluğu tek taraflı olarak inşaat mühendislerine yüklenmiştir. Kullanım durumunu bilmediğimiz, kontrolünü sağlayamadığımız yapılardan ömür boyu sorumlu tutulmak mantık dışıdır. Her ürünün bir kullanım ömrü olduğu gibi binaların da olmalıdır. Mülkiyet hakkı gereği yapı üzerinde karar alma yetkisi maliklerde ve yetkili idarelerdedir. Bir yapının “riskli” olduğuna dair hukuki sonuç doğuran tespitler, bireysel beyanlarla değil, kanunla yetkilendirilmiş idari süreçlerle yapılabilir.

6 Şubat depremlerinin büyüklüğü ve çok aktörlü yapısı göz ardı edilerek, yaşanan yıkımın sorumluluğu meslektaşlarımızın üzerine bırakılmış; yanlış ve hatalı bilirkişi raporları bu durumu daha da ağırlaştırmıştır. Bugün birçok meslektaşımız tutuklu ya da yargı süreçleriyle karşı karşıyadır.

İnşaat mühendisleri bu ülkenin düşmanı değil, üretici gücüdür. Dün olduğu gibi bugün de yıkılan şehirlerin yeniden ayağa kaldırılmasında ve afetlere dirençli kentlerin oluşturulmasında on binlerce meslektaşımız canla başla vatanına hizmet etmektedir.

Depreme dirençli ve güvenli bir Kahramanmaraş için yapı stokumuzu güçlendirmek, hâlen riskli olan yapıları ivedilikle dönüştürmek zorundayız. İstanbul’da uygulanan “Kentsel Dönüşümde Yarısı Bizden” kampanyası ve benzeri desteklerin Kahramanmaraş’ta da hayata geçirilmesi gerekmektedir.

Depreme hazırlık ne yazık ki çoğu zaman afet sonrasına sıkışmakta, süreklilik kazanmamaktadır. Oysa belirleyici olan, deprem olmadan önce yapılanlardır. Okulların, hastanelerin, kamu binalarının ve altyapı sistemlerinin güvenliği; güçlendirme ve yenileme durumları şeffaf biçimde kamuoyuyla paylaşılmalıdır. Afet yönetimi, yalnızca arama-kurtarma kapasitesiyle değil; risk azaltma ve hazırlık düzeyiyle ölçülür.

Deprem toplanma alanları konusu da plansızlığın en somut göstergelerinden biridir. Birçok kentte bu alanlar yetersizdir; mevcut olanların bir kısmı ise imar değişiklikleriyle yapılaşmaya açılmıştır. Afet anında insanların nereye gideceğini bilmediği bir kent düzeni, depremin kendisi kadar tehlikelidir.
Toplanma alanları yalnızca boş alanlar değil; geçici barınma, elektrik, su, jeneratör, ısınma, duş ve tuvalet altyapısına sahip alanlar olmak zorundadır.

TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası olarak bir kez daha vurguluyoruz: Afetler kader değildir. Bilimi, mühendisliği ve kamusal sorumluluğu esas almayan ısrarın acı sonuçlarıdır.
Acilen yapılması gerekenler bellidir:

  • Güncel ve şeffaf bir yapı envanteri oluşturulmalı,
  • Kentsel dönüşüm risk temelli bir kamu politikası olarak uygulanmalı,
  • Yapı üretiminin tüm aşamalarında mühendislik hizmetleri eksiksiz sağlanmalı,
  • Denetimler etkinleştirilmeli,
  • Mühendisin ömür boyu sorumluluğu sınırlandırılarak yapı kullanıcılarına da sorumluluk yüklenmelidir.

6 Şubat’ta yitirdiklerimize karşı sorumluluğumuz, aynı acıların bir daha yaşanmaması için bugünden harekete geçmektir.
Bilimin ve mühendisliğin uyarılarını dikkate almadan geçen her gün, yeni felaketlerin zeminini hazırlamaktadır.

Türkiye, 6 Şubat’ı unutmadı, unutmayacak.
Allah bir daha böyle bir acı yaşatmasın.
Depremde hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet, geride kalanlara sabır diliyoruz.

İMO Kahramanmaraş Temsilciliği Başkanı Uygar Gündeşli

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.